Blok işinde kapılar neden kat kat gönderiliyor
Yüz yirmi kapıyı bir seferde göndermek kolay. Şantiyede o kapıları koyacak yer ve takacak zaman olması ayrı mesele.

Müteahhitle ilk görüşmede en sık duyduğumuz cümle: "Yüz yirmi kapının hepsini bir seferde gönderin, biz burada hallederiz." Gönderebiliriz. İki hafta sonra aynı numaradan başka bir telefon geliyor.
Ambalajlı kapı üst üste dizilemiyor, dik duruyor; yüz yirmi kapının kapladığı yer bir daire büyüklüğünde ve çoğu şantiyede o alan alçı, seramik ve boya malzemesiyle dolu. Dik duran kapı destesi de devrilmeye müsait.
İkinci sorun zamanlama. Kapı, iç imalatta takılan son işlerden biri. Şap atılmadan takılan kapı ya alttan sürtüyor ya havada kalıyor; boya bitmeden takılan kapı boya lekesiyle teslim ediliyor ve o lekeyi kimse üstlenmiyor.
Kat planı üretim programına dönüşüyor
Bu yüzden üretimi plana göre bölüyoruz. Hangi hafta hangi katın kapılarının çıkacağı sözleşmede yazılı oluyor. Beşinci katta boya devam ederken alt katlara kapı takılabiliyor, kapılar da aylarca şantiyede çizilmeyi beklemiyor.
Bunun bir şartı var: programın gerçekten takip edilmesi. Şantiye üç hafta geri kalırsa üretim bandında o kapıların yeri boş kalıyor ve araya başka iş giriyor. O yüzden ayda bir arayıp "hangi kattasınız" diye soruyoruz. Soru nezaket değil, planlama.
Kapıların şantiyede nerede bekleyeceği de sözleşmede yazılı oluyor. Nemli bir bodrumda bekleyen kapı ambalajın altında terliyor ve boyasında leke çıkıyor; ıslanan mukavva ambalaj da kanada yapışıyor. Kuru, üstü kapalı ve zeminden yükseltilmiş bir alan istiyoruz. Alan yoksa sevkiyatı daha küçük partilere bölüyoruz: on kapı beklerken yer sorunu olmuyor, kırk kapı beklerken oluyor.
Kat planını gönderin; kaç kapı çıktığını, hangi ölçülerin tekrar ettiğini ve haftada kaç adet sevk edebileceğimizi yazılı bildirelim. Tekrar eden ölçü sayısı arttıkça birim maliyet düşüyor, çünkü kesim ayarı bir kez yapılıyor.

